Genel

Farklı Fantezilere Yelken Açan Evlilik -18- Özür

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Farklı Fantezilere Yelken Açan Evlilik -18- Özür
Ilık esen rüzgarlar yerini daha soğuk esen, bazen insanı ürperten ama yine de teninizde hoş bir etki bırakan rüzgarlara bırakmıştı. Esen serin rüzgar tüm her yere girip çıkıyor ve günün yorgunluğunu alıp uzaklara götürüyordu. Yazlıkların bahçelerinden gelen sesler oldukça azalmıştı; bazen oluşan uzun sessizliği bir yarasanın kanat çırpışı yahut cırcır böceklerinin evlerin duvarlarında yankılanan sesleri bölüyordu. Işıklarımız kapalı olduğu için böcekler henüz Gökçe ve beni keşfetmemişti ama bu çok sürmeyecekti.

Gökyüzündeki daimi salıncaklarında sallanan yıldızlar bize göz kırpıyor ve gecenin koyu bir karanlığa bürünmesini engelliyordu. Gece değil ama muhabbetimiz koyuydu…

Gökçe;

Sabah gözlerimi açtığımda Galip hala yanımda yatıyordu. Odayı dolduran alarmın sesi daha günün ilk saniyeleri olmasına rağmen tüm keyfimi kaçırmıştı. Mesai kavramım olmadığı için bu kadar erken kalkmak artık benim için külfet olmuştu. Tüm bu olumsuzlukları kafamdan kovup son zamanlarda ihmal ettiğim bir şeyi yaptım; kocama kahvaltı hazırladım.

Galip işe gittiğinde kendimle, düşüncelerimle baş başa kalmıştım ama bunu istediğimden emin değildim. Bir ara kahvemi alıp kendimi işe vermeyi denedim ama başarılı olamadım. Aklımda cinsellikle alakalı ne çok şey dolanıyordu öyle! Bir an eskisi gibi kafamın projeler, gündelik sıkıntılar, arkadaşlar veya ilişkimin geleceği hakkında dolu olmasını istedim… O an aklıma iyice asosyal olduğum geldi. Arkadaşlarım vardı ama kaç zaman geçmişti arayıp sormayalı? Evliliğim ve şu iç gıdıklayıcı kaçamaklar dışında elimde bir şey kalmamıştı; işimi bile aksatır olmuştum. Saat daha öğlen olmadan bende kendimi dışarı attım, temiz havayı ciğerlerime çekerek etrafta dolandım. Aklımda duran düşüncelerin, sıra bekleyen problemlerin hepsini evde bıraktım. Eve geri geldiğimde kesinlikle daha iyiydim. Bir iki parça alışveriş ve yürümek kendimi iyi hissettirmişti bile.

Detaylı ve yorucu bir temizlik sonrası yemeği hazırlayıp kendimi koltuğa bıraktım. Bir gün içerisinde bu kadar hareket beni oldukça bitkinleştirmişti. Kapından gelen anahtar sesiyle önce saate sonra kapıya baktım. Galip gelmişti, erken gelmişti. Ağrıyan bacaklarıma aldırmadan kapıya gidip kocama sarıldım.

-Hoşgeldin aşkım.
-Hoşbulduk.

Salona geçtik.

-Günün nasıl geçti, nasılsın bakalım Gökçe Hanım?
-Gezdim, alışveriş yaptım, evi temizledim, yemek yaptım, yoruldum!
-Afffferin güzel karıma. Yemekten sonra güzel bir masajı hak ettin yani.

Yemeklerimizi çok konuşmadan yedikten sonra salonda oturuyorduk. Galip işiyle alakalı dinlememe rağmen duyamadığım şeyler anlatıyordu. Kafam ne olduğunu tam bilemediğim onlarca şey ile dolup taşmıştı ve tek bir şey dahi alamayacak kıvamdaydı…

-Amaaan neyse, iş hayatı gördüğün gibi sıkıcı.
-O yüzden tekrar işe girmedim ya.
-Yerinde olmak isterdim.
-Bırakabilirsin.
-Belki bırakmalıyım… Neyse, hadi gel sana masaj yapayım. Kafamız dağılır hem…

Ayağa kalkıp sandalyeye oturdum, güzel bir masaj o an belki ihtiyaç duyduğum tek şeydi.

Galip gelip arkama geçti ve ellerini omuzlarıma koyup yavaşça ovmaya başladı. Ovduğu bölgeler hafifçe sızlıyordu. Kürek kemiklerime elleri inip, etrafını ovmaya başladığında gelen sesler her yerimin tutulduğunun aslında en güzel kanıtıydı.

-Çok kötü tutulmuş buralar. Bu kadar yüklenme kendine bence.
-Uzun zamandır masaj yapmadığın için tutuldu oralar Galip bey.
-Laf mı sokuyorsun kocana sen?
-Hakkım değil mi? Haksız mıyım hem?
-Ben yapmasam bile başkalarının yapmasına ses çıkartmıyor veya buna ön ayak oluyorum.
-Laf mı sokuyorsun karına sen?
-Hiçte bile. Ne oldu bizim masaj sevdalısı, harika aşçı komşumuz?
-Ne bileyim ben… Görüşmedim hiç.
-Görüşmeyi düşünüyor musun?
-Bilmem. Çok garip bir pozisyondayım kendisiyle, malum…
-Bence gidip derdini anlatmalısın…
-Ciddi olmazsın Galip.
-Neden?
-Sence? Aramızda geçen şeyler…
-Takma bence…
-Fazlasını istiyorsun değil mi?
-Belki de, bilmiyorum Gökçe.
-Ne olduk böyle biz Galip, kafam çok karışıyor bazen…
-Kafan karışmasın. Rahatlamaya bak.

Elleri tenimde geziyor hem ağrılarımı dindiriyor, hem kafamı rahatlatıyordu. Bazen yaramazlık yapıyor, hızlıca göğsüme dokunup ‘ahh, pardon, yanlışlıkla nereye gitmiş elim’ diyerek ortamı daha neşeli bir hale getirmek için çaba gösteriyordu.

-Niye rahatlayamıyorsun bir türlü? Çok kasıyorsun kendini. Şu haline bak, nasıl sesler geliyor ovdukça.
-Haklısın. Kendimi akışa bırakmam lazım.

Bunu deyip biraz daha bıraktım kendimi. Bu pozisyonda Galip hem masaj yapıp hem arada göğüslerime dokununca ister istemez aklıma Alper ve masör gelmişti bile.

-Artık her masaj beni tahrik edecek bu gidişle. Aklıma neler geldi.
-Bunlar çok normal. Zevk aldıysan, haz duyduysan fazlası için kafanı yorma bence.
-Haklısın aslında. Kötü bir şey yapmadım, yapmadık. Değil mi Galip?
-Biz istedik ve oldu her şey. Gerisi mühim değil, biz iyiyiz ve iyi olacağız.

Galip masajı bırakıp yanıma geldi. Kulağıma eğilip;

-Biraz daha rahatlamak ister misin?

Gülümsedim.

Galip önüme gelip bacaklarımı açtı. Altıma giydiğim kıyafetleri yavaşça çıkarttı ve altım tamamen çıplak kaldı. Bacaklarımın arasına kafasını yerleştirdi. Islak dudaklarıyla dili dizimden başlayarak kasıklarıma doğru gezinmeye başladı. Bu kadar iyi bir kocaya sahip olduğum için kendimi şanslı hissediyordum.

Galip bazen hafifçe ısırarak, öpücüklere boğarak nihayet klitorisimin etrafında gezinmeye başlamıştı. Etrafında geziyor ama asıl istediğim noktaya bir türlü gelmiyordu, beni bunun tahrik ettiğini ne kadar iyi biliyordu!

Benim ellerim kocamın başında geziniyordu, saçlarını okşuyordum o beni diliyle baştan çıkartırken. Gözlerimi kapatıp iyice geriye yaslandım. Vajina dudaklarımın etrafından iz bırakarak geçti Galip’in dili. Artık içime dilini sokması için derin bir arzu duyar olmuştum. Galip’in başından bastırmaya, ağzıyla kasıklarımı bir bütün yapmaya çalıştım. İstediğim olduğunda, aralanan vajina dudaklarımın arasında ıslak dilini her hissetmeye başladığımda irkildim…

Galip kibar olmayı bırakıp sertçe vajinamı diliyle uyarmaya başlamıştı. Durmadan dil darbeleriyle her yerimi yalıyor, ıslatıyor, diliyle içime giriyor ya da klitorisime baskı yapıyordu… O gece kendimi Galip’e bıraktım. Dayanabildiğim kadar dayandım, bu zevk uzun sürsün istedim… Boşaldığımda kafamda sorunlardan eser yoktu. Hayat bazen ne kadar basitti…

Uykusuzluktan ölmek üzere gibi hissediyordum kendimi, boşalmanın rehaveti yorgunlukla birleşmişti. Bir süre daha o pozisyonda oturduktan sonra kalkıp zorlukla hazırlandım. Yatağa girdiğimizde Galip’e sarılıp uzunca öptüm ve içten bir şekilde teşekkür ettim. Başımı yastığa koyar koymaz uyumuştum.

Uykumu almış bir şekilde yataktan kalktığımda saatin öğlene geldiğini gördüm. Hayıflanarak yataktan kalkıp kahve ile güne başladım. Daha yeni uyanmış olmama rağmen Galip ile akşam konuştuğum Alper meselesi beynimi bir işgalci gibi sarmaya başlamıştı ve kurtulamıyordum bu düşünceden. Gitmeli miydim yoksa bırakmalı mıydım bilemiyordum.

Bilgisayarın başına oturdum. Uzun zamandır ertelediğim bir düşünceyi hayata geçirdim; porno sitesi açtım. Bir iki arama sonrası grup seks videoları arasında kalmıştım. Ne çok porno, ne çok fantezi vardı öyle. Biraz izlesem bile tam anlamıyla kendimi veremediğimi fark ettim. İlgimi çekse bile keyif vermiyordu tüm bu izlediklerim bugün. Daha sonra tekrar denemek üzere bilgisayarı kapattım…

Bir şeyler atıştırdım. Galip’in sesini duymaya ihtiyacım vardı, duygusallığım üst seviyeye çıkmıştı. Kocamı aradım ve düşen modumdan kendisine bahsettim. Çocuk gibi sızlanıyordum!

-Gökçe, dediğin gibi yakında hasta olacaksın. Duygularının seni olumsuz bağlamda etkilemesi normal.
-Galip, hasta olmadan önce böyle oluyor malum ama…
-Hastalık sonrası bunu uzunca konuşalım istersen.
-En mantıklısı bu galiba.
-Alper ile konuştun mu?
-Hayır. Niye ısrarcısın onu da anlamıyorum…
-Israrcı değilim, heyecanlıyım sadece. Anlatmıştım sana.
-Şu an iyi bir fikir olmayabilir Galip.
-Sen bilirsin. Ama erteleme. Benim için en azından.
-Bakarız.

Görüşmeyi biraz daha konuşup sonlandırdık. Ne yapacağımı bilemez halde evde volta atmaya başladım. Eşimi kırmak istemiyordum ama tekrar Alper ile yüzleşmek zor geliyordu. Her ne kadar zor gelse bile Alper ile konuşma düşüncesi yüzünden uyarıldığımı fark etmiştim… Çok düşünmeden, karne bekleyen çocukların kalbi gibi heyecanla atan kalbimi dinledim bende. En azından bu tüm olanlara, Alper konusuna nokta koymak için telefonu açıp Alper’i rehberden buldum ve aradım… En azından kafamdan onu atarsam başka düşüncelere çokça yer kalırdı. Kafam dağınık bir sahaf dükkanı gibiydi…

Bir, iki, üç… Telefon çalıyordu ama cevap vermiyordu. Dördüncü kez çaldığında elim kapatma tuşuna gitmişti ki açıldı… Telefonu kulağıma götürdüm, heyecandan titreyen sesime engel olamadım.

-Merhaba Alper.
-Merhaba Gökçe.
-Müsait misin?
-Evet.
-Şey… Konuşmak istemiştim. Şey oldu, yani tam ben tabi şimdi…
-Gökçe gelsene bana. Oturup konuşalım rahatça…
-Tamam.

Bunu söyleyip telefonu kapattım. Ne kadar hevesliydim onun yanına gitmeye! Kendime şaşırıyordum bazen.

Hafif bir makyaj, saçlarımı toplamak, giyinmek… Hangi ara yaptım bilmiyordum ama hepsi hızlıca olmuştu. Alper için hazırlanırken kendimi iyi hissediyordum. İçimden yükselen heyecan dalgasına engel olamıyordum. Dizimin oldukça altında kalan hoş bir gündelik etek ve hafif dekolteli bluz ile çok seksi sayılmazdım elbette ama zarif gözüküyordum. Kapıdan çıkarken, merdivenleri adımlarken Alper’in bedenimde gezinmiş elleri, ağzıma zor sığan penisini hatırlamak tüm duyularımı harekete geçirmişti bile. Islandığımdan emindim. Onun düşüncesi bile beni bu duruma getiriyorken onunla bir evde baş başa kalmak bile bile kumar gibiydi!

Kapıyı çaldım ve çok beklemeden kapı açıldı. Karşımda Alper dikiliyordu, rahat giyimi ve uzamış sakallarıyla hemen oracıkta beni sadece bakarak orgazma ulaştıracakmış gibi hissettiriyordu… Kaslı kolları, kendinden emin duruşu… Beni bekletmeden içeri buyur etti. Yüzüne bakmakta zorlanıyordum, gidip salonda bir koltuğa oturdum. Ne diyecektim, onu pek düşünmemiştim…

-Bir şey içer misin?
-Bir bardak su iyi olur.

Hızlı adımlarla mutfağa gidip bana bir bardak su getirdi. Kendi elinde bir bardak çay vardı..

-Sağol Alper.

Önüme bakıyor, ne diyeceğimi bilemiyordum. Benden nispeten uzak bir yere oturmuştu.

-Eee nasıl gidiyor Gökçe?
-Aynı. Sen nasılsın?
-Aynı.
-İyi bakalım.
-Galiba konuşmamız lazım değil mi?
-Evet ama çok zorlanıyorum.
-Farkındayım. Önce ben başlayayım madem. Her şeyden önce özür dilerim. O günden dolayı kendimi kötü hissettim. Ama anlayamadım işte. Benim içinde zor… Yoksa seni zor durumda bırakmak istemezdim, böyle olsun istemezdim.
-Nasıl desem, ne desem bilmiyorum Alper. O gün Galip’e sürpriz yapacaktım. Ama işte…
-Anlıyorum. Bende tabi farklı düşündüğüm için. Hani masaj falan…
-Haklısın sende. Off. Kelimeleri bile bulamıyorum. Ama masaj olayı hoş bir temastı sadece. İleri gideceğini düşünmemiştim. Ama sen öyle yapınca engel olamadım… Çok utanıyorum şu an karşında…
-Ama masaj hoşuna gitti yani değil mi?
-Evet ama…
-Peki son yaşadığımız hoşuna gitti mi?
-Galip zannetmiştim!
-Hoşuna gitti yani bana oral yapmak, sana dokunmam, sevişmemiz?

Evet anlamında başımı salladım ve başımı öne eğdim. Oturduğu yerden kalkıp bana çok yakın bir yere oturdu. O bana yaklaşırken kalbim çok hızlı çarpıyordu…

-Gökçe bana bakar mısın?

Başımı zorlukla kaldırdım. Vajinamda kasılmalar başlamıştı bile, heyecandan tam anlamıyla titriyordum. Gözlerimi Alper’in gözlerine diktim zorlukla.

-Bir şeyler oldu ve bununla alakalı mahcubiyet hissetmene gerek yok. Tabi mutlu olduysan… Birde Galip var tabi ama…
-Biliyor…

İrkilen bu sefer Alper oldu. Gözlerinde korku vardı.

-Galip tüm bu olanları anlayışla karşıladı diyebilirim…
-Garip… Yani gerçekten…
-Önemli değil şu an o. Ben bu konuyu netliğe kavuşturduğumuza inanıyorum ama.
-Gökçe madem zevk aldın, madem hoşuna gitti neden böyleyiz? O gün şok yaşadın ve beni kovdun anlıyorum. Ama şimdi?
-Ne demeye çalışıyorsun?

Oturduğum için biraz daha yukarı çıkan eteğimin altından elini hafifçe soktu Alper ve elini dizime koyuverdi. Saçlarımı dolayıp ona oral yaptıran parmakları o an nazikçe dizimi okşuyordu. Karşı koyamıyordum.

-Demeye çalıştığım… Yani daha yakın olabiliriz. Hem zaten…

Eli diziminden yavaşça daha yukarıya doğru çıkıyordu. Dokunduğu yerler yanıyor, kavruluyor, zihnimde seks ile alakalı tüm arzuları körüklüyordu.

-Gökçe?
-Efendim?
-Beni dinliyor musun?
-Dağıldı kafam.
-Daha fazlası için neden olmasın diyorum. Sen ne dersin?
-Yani… Ben evliyim…
-Masaj yaparken de evliydin. Göğüslerini okşadığım zamanda evliydin. O gece ateşli bir şekilde seviştik. O uyumu, zevki, tutkuyu bir hataya bağlamak sence de kaçmak değil mi?
-Haklısın belki ama…
-Haklıysam neden kendini bırakmıyorsun. Bana oral yaptığın o gece gibi?

Bana doğru iyice eğilmişti Alper. Nefesini hissedebiliyordum. Parmakları bacağımdan vajinama doğru yol almaya başlamıştı. Ter basıyor, nefes almakta güçlük çekiyordum. Alper tutkulu ama kısa bir buse kondurdu dudaklarıma…

-Alper…
-Efendim?
-Hoşuma gitti. Hoşuma gidecek belki evet ama ben şimdi bunu… Yani belki sonra…
-Neden sonraya bırakalım Gökçe?

Böyle dedikten sonra boşta kalan eliyle pantolonunun düğmesini açtı, fermuarını hızlıca indirdi. Hafifçe ayağa kalktı ve pantolonuyla beraber iç çamaşırını dizlerine kadar indirip geri yerine oturdu. Sertleşen penisi açığa çıkmıştı.

-Bak beni ne hale getirdi varlığın bile. Sende farklı değilsin biliyorum.
-…
-Yanıma gel Gökçe…
-…
-Nazlanmana, stres yapmana gerek yok. Bu kadar rahat davranıyorsam bana karşı olan duygularından ve beni arzuladığından emin olduğum için…

Dizimde duran eliyle kolumu kavradı ve ayağa kalkmam için zorladı. Onun talimat ve yönlendirmesine uydum; ayağa kalkıp sonra uslu bir şekilde yanına oturdum. Şimdi bacaklarımız birbirine temas ediyordu. Önümde penisi olağanca iriliğiyle duruyordu. Bir taraftan kendine hafif hafif mastürbasyon yapıyor bir yandan elleriyle saçlarımı okşuyordu.

-Hoşuna gidecek, hoşuma gidecek. İstediğini biliyorum Gökçe…

Başımı hafif hafif zorlayarak ona oral yapacak pozisyona gelmemi istiyordu. Direnmeye çalışıyordum ama içgüdülerim bir an önce o penisi bedenimin her hangi bir deliğine sokmak için beni ateşliyordu.

-Ben o gece bana yaptığın oral seksi düşünüp kaç kere daha boşaldım biliyor musun? Şimdi tekrar neden yapmıyoruz? Ne engel var? Kocan kızmamış hem. Belki o da istiyor…

Kendine mastürbasyon yapan eli penisini bırakmış ve tekrar dizlerimden yukarı çıkıyordu şimdi ve vajinama ulaşmıştı, bir eliyle ise hala kafamı kendine doğru bastırıyordu. Direncim kırılmak üzereydi. İç çamaşırımı aşan parmakları kasıklarımın etrafında sertçe baskı uygulayarak geziyordu. Bacaklarım tam açık olmadığı için vajinamın içine bir türlü parmaklarını sokamıyordu. Kilitlenip kalmıştım ama her şey an meselesiydi.

Alper birden ayağa kalktı. Omuzlarımdan tutup beni sertçe çekti ve önce hafifçe kaldırdı sonra ise önünde diz çöktürdü.

-İstediğini biliyorum.

Gözlerinin içine baktım. Resmen yanan ateşi görebiliyordum. Beni arzuluyordu. Gözlerimi ondan ayırıp bu sefer damarları şişmiş, dimdik duran sert penisine baktım. Nefesimi hissediyordu penisinde muhtemelen, çok yakın duruyordu bana.

-Ağzına almak istemiyor musun yoksa? Yatak odasına geçelim mi? Burada mı devam edelim?
-Şey…

Etrafa bakındım. Perdeler açıktı… Tüm herkes olan biteni görebilirdi; ne güzel!

-Alper…
-Efendim Gökçe?
-Yapamam. Şimdi değil. Yani…

Alper’in omuzlarımda duran elleri beni yerime sabitlediği için hareket edemiyordum, gözlerimi ise penisinden almakta zorlanıyordum.

Derin bir nefes aldım, biraz zorlanarak olsa bile ayağa kalktım. Alper’in yüzüne baktım; Alper’in yüzünde hayal kırıklığı vardı! Sinirlenmişti, belliydi…

-Alper özür dilerim, belki sonra. Yani bilmiyorum. Ama… Off.. Sonra tekrar konuşuruz bunu. Şimdi gitmem gerekiyor.
-Gökçe!

Dönüp bakmadan hızlı adımlarla evden çıktım. Koşar adım eve girdim ve kapıyı sertçe kapattım. Vakit kaybetmeden odama geçtim, çekmeceyi açıp hep Alper’in yerine koyduğum, onunla özdeşleştirdiğim vantuzlu dildoyu aldım. Kendimi yatağın üstüne attım, vakit kaybetmemek için iç çamaşırımı çıkartmak yerine kenara sıyırdım. İç çamaşırım iyice ıslanmıştı. Dildoyu tek hamlede sokmaya çalıştım ama vajina dudaklarıma baskı yapsa bile içeri giremedi. Üstüne hızlıca, sinirle tükürdüm ve tekrar denedim. Sabredecek gücüm kalmamıştı, gergindim. Islattıktan sonra ilk denememde başardım! Tamamı tek seferde içime girmişti bile. Bağırarak, tüm duygularımı dışa vurarak, çoğu zaman inleyerek seri hareketlerle içime sokup çıkarttığım dildoyla kısa sürede boşaldım. Sarsılmalarım bitmek bilmiyordu… Tüm bedenim karıncalanıyor, yorulan ve titreyen kollarıma rağmen dildoyu içime sokmaya devam ediyordum…

Dildo, ellerim, yatağın kalçalarımın temas ettiği kısmı… Her yer ıslanmıştı.

Gün bitmek üzereydi. Güneş gökyüzünü kızıla boyamıştı ve her yer bir masal diyarı gibi gözüküyordu. Balkonda oturmuş Galip’i bekliyordum. Dildo ile kendimi tatmin ettikten sonra bir karar vermiştim. Galip ile artık konuşacaktım ve kararımı açıklayacaktım. Artık sürünceme istemiyordum. Artık arada kalmak istemiyordum. Ben Alper’i istiyordum ve yanımda o an Galip olmalıydı, bunu söyleyecektim. Galip’in istediği olmuştu. Aslında benim istediğim buydu galiba… Sonunda ne olursa olsun ikimizinde isteği olsun istiyordum!

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir